Eşari-Maturidi
Maturidi ve Eşari Arasındaki Farklar
1- Maturidi’lere göre Tekvin (masivayı yok veya var etmek); diğer sıfatlar gibi Allah’ın sıfatıdır ve O’nunla kaimdir. Mukevvin = Yaratıcı’nın sıfatı Tekvin, mukevven = yaratılmıştan başka olduğu halde, masivanın var olmak zamanında, her cuzune bağlıdır; Kudret ve İrade sıfatları gibi..
Eşari'lere göre tekvin sıfatı, hadistir; Allah’ın Zat’ıyla kaim değildir. Çünkü tekvin, Allah’ın fiili sıfatlarındandır. Halbuki fiili sıfatların hepsi de tekvin gibi hadistir. Zira kainat zatıyla ve sıfatıyla hadistir. Öyle ise Allah’ın fiili sıfatlarının hepsi hadistir. Çünkü masivaya muteallak (bağlı olan), masivadır.
2- Maturidilere göre Allah’ın kelamı (konuşması) bizzat işitilmez, ancak ona delalet eden işitir.
Eşarilere göre, Allah’ın kelamı bizzat işitilir; Musa Peygamber’in kıssasında beyan ve meşhur olduğu gibi..
İbni Fevrek der ki: ‘ Bir kişi Kur’an’ı okurken iki şey işitir; okuyanın sesi, Allah’ın kelamı.‘
Kadı Bakıllani der ki: ‘Harici adetlere binaen Allah’ın kelamı işitilmez. Velakin işitilmesi mümkündür. Allah dilediği kuluna tabii kanunların hilafına işittirir. Fakat işitilen, elbette harf ve lafızdan mücerred ve hali olarak vasıtasızdır. ‘
Ebu İshak El-İsferayini ve tabileri derler ki: ‘Allah’ın kelamı, ne vasıta ile ne de vasıtasız olarak asla işitilmez.’ Ebu Mansur Maturidi’nin ihtiyar eylediği hüküm de böyledir.
3- Maturidilere göre, Allah hikmet lafzıyla vasıflanır; hikmet kelimesi ister ilim, ister hükümler manasında kullanılsın..
Eşari'lere göre, eğer hikmetin manası, ilim ise, Allah onunla vasıflanır; hikmet sıfatı Allah’ın Zat’ıyla kaimdir.. ve ezelidir. Aksi halde, hikmet, ahkam ve hükmetmek manasında ise, o da tekvin gibidir; Allah onunla vasıflanmaz.
4- Maturidi'lere göre, Allah’ın irade sıfatının her şeye şumulu vardır. Her hayrı, her şerri, küfrü ve imanı, taati ve isyanı, O hem diler, hem takdir eyler. Amma taatlerde dileği ve isteği, sevgisi ve emri vardır. Lakin isyan ve küfürde rızası, sevgisi ve emri yoktur.
Eşari'lere göre, irade ile rıza arasında fark yoktur. Allah’ın sevgisinin, irade gibi her şeye şumülü vardır.
5- Maturidi'lere göre, teklife bağlı bazı hükümlerin bilinmesi, akıl ile mümkündür. Zira akıl, eşyaların güzelliğini ve çirkinliğini bilmek hususunda bir alettir. İmanın lüzumlu olduğu ve Yaratıcı’ya şükretmek, akıl ile idrak olunur. Elbette akıl iman etmeye ileticidir. Çünkü Allah onu iletici yaratmıştır. İşte akıl peygamberlerden işittikten sonra inanmakla mukellef olduğu gibi, işitmeseydi dahi yine velinimeti olan Allah Teala’yı bilmesi gerekliliğini, yine peygamberlerden öğrenir.. Hatta Allah’ın varlığını idrak etmemekte, hiçbir kimse için mazeret yoktur. Çünkü yer, gök ve içindekileri insanoğlu görür. İşte bu kadar eserleri görüp inanmak mecburiyetindedir. Hatta hiçbir peygamber gönderilmemiş olsaydı bile Allah’a inanmak yine lüzumlu ve farz olurdu.
Eşari'lere göre, akıl ile hiçbir şey vacib veya haram olmaz. Vacib veya haram oluş; Allah’ın gönderdiği hukukla, yani kitab ve elçi ile bilinir. Her ne kadar akıl, çirkinliği ve iyiliği idrak etse de, teklife bağlı bütün hükümleri Şari’den işitmek ile idrak eder.
6- Maturidi'ler dediler ki: Saidler bazen şaki, şakiler de bazen said olur. Eşariler: ‘Buna itibar yoktur; itibar akibetedir. Akıbet ise Allah’ın ilmine dayanır. Hiç kimse Allah’ın ilmini bilenemez. Öyleyse ‘ İnşaAllah mu’minim’ demek caiz olur’ dediler. Maturidiler dediler ki: Şek üzerinde ‘ İnşaAllah muminim’ demek caiz olmaz.
Ehli tahkikten birçokları dediler ki: İman bir kimsenin kalbinde yerleşirse, artık akıbetinden korkulmaz.
7- Maturidi'ye göre kulun gücünün yetmediği şeyde, ona İlahi teklifin yüklenmesi mümkün değildir. Fakat kulun gücünün yetmediği şeyi yüklenmesi mümkündür.
Eşari'lere göre, ikisi de mümkün değildir. Eşariler, El-Bakara suresinin son ayetini delil almışlardır.
8- Maturidi'lere göre kufrun afuv olması; şeran ve alken mümkün değildir.
Eşarilere göre ise, şeran değil; amma alken mümkündür.
9- Maturidi'lere göre mu'minin ebediyen ateşte, kafirin de cennette kalması şeran ve aklen mumkun değildir.
Eşarilere göre şeran değil; amma alken mumkundur.
10- Maturidi'lere göre, isim ve musemmanın manaları birdir.
Eşari'lere göre bir değildir; zira isim, musemma, tesmiye, ayrı ayrıdır.
Her iki mezhebin arasında hükmeden bazı ehli ilim şöyle demişlerdir:
Burada üç şey var:
1- İsim musemmanın aynıdır;
2- İsim musemmanın başkasıdır
3- İsim ne aynıdır ne gayrıdır. İttifakla isim musemmayı tayin etmek içindir; zira isim, musemmasıyla vardır.
11- Peygamberlerde, Maturidi'lere göre erkeklik şarttır. Eşari'lere göre şart değildir. Bilicma, kadınlardan peygamber gelmemiştir.
12- Kulun yaptığı işin ismi, Maturidi'lere göre kisb=kazançtır; halk=yaratmak değildir. Binaenaleyh Allah’ın yaptığı işe halk denilir, kisb denilmez. Fe, ayn, lam’dan ibaret fiil kelimesi, kisb ve halk manasını kuşatır.
Eşari'lere göre fiilin iki manası vardır:
1- Hakiki manası, ki var demektir.
2- Mecazi manasıdır. Kulun yaptığı işe mecaz olarak fiil denilir. Kulun yapamadığı işe de halk denilir. Kulun yapabildiği şeylere hakiki mana olarak kisb denilir.
Selef alimleri hem Maturudi itikad anlayışını hem Eşari anlayışını tenkid etmekte, ayrıca Maturidi ve Eşari arasında da bazı farklılıklar olmakla beraber, Küfre götürecek fark yoktur ve hiç biri kafir sayılmamıştır.
Ebu Nasr Tâceddin Abdulvehhâb b.Ali b. Abdi’l-Kâfî b. Ali b. Temam es-Subkî (ö. 771/1370) 15 Tabakâtu’ş-Şâfi’iyyeti’l-Kubrâ, (Kahire 1965), III/377-389 sahifelerinde Mâturîdî’ler ile Eş’arîler arasındaki ihtilaflardan şöyle bahseder:
“Tahavî ile Eş’arî arasında sadece on üç konuda ihtilaf vardır. Eş’arîlerle Mâturîdîler arasındaki ihtilaf on üçten ibarettir. Bu on üç meselenin yedisi lafzî ihtilaftır. Sadece altı tanesi mana ile ilgilidir. Bu on üç meselede bir kimsenin başka bir kimseye muhalefet etmesine, haddi zatında muhalefet bile denmez.”
(es-Subkî, Tâceddin Abdulvehhâb b. Ali, Tabakâtu’ş-Şâfi’iyyeti’l-Kubrâ, Kahire 1965, III/378)